Çocukların temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için öncelikle onların ne istediklerini anlamak gerekir. Bunun için de sadece onları dinlemek yeterlidir.

Uzman Klinik Psikolog Merve İnce Büyükkucak, duygusal ve fiziksel açıdan sağlıklı bir çocukluk çağının, sağlıklı bir yetişkin olmanın temel anahtarı olduğunu söylüyor. Bunun yanı sıra özsaygı gelişimi için de önce çocuklara saygı gösterilmesi ve onları dinlemek gerektiği konusunda anne-babaları uyarıyor.

DOĞRU İLETİŞİM KURUN

Genetik ve çevresel deneyimlerin yanı sıra çocuğun temel haklarının korunduğu, ona büyümesi ve gelişmesi için ebeveynleri tarafından sunulan ortam ve bakım, çocuğun ileride nasıl bir yetişkin olduğunun ana hatlarını belirler. Beslenme, korunma, eğitim ve fiziksel sağlık,

bir çocuğun büyüme ortamının olmazsa olmaz ihtiyaçlarından olmakla birlikte aynı zamanda en temel hakkıdır. Fiziksel koşulların sağlanması kadar ebeveynler tarafından oluşturulan duygusal iklim de sağlıklı bir yetişkin büyütmenin en önemli parçalarından biridir. Çocuklar, kim olduklarını ve kiminle özdeşleşeceklerini, nelere değer vereceklerini, hislerini ve ihtiyaç duydukları şeyleri nasıl ifade

edeceklerini anne ve babalarıyla kurdukları ilişki üzerinden öğrenir. Bu nedenle ebeveynlerin çocuklarıyla nasıl bir ilişki kurduğu, onlara nasıl davrandığı, çocukların kimlik gelişimi, kimlik duygusu ve öz saygı gelişimi açısından büyük önem taşır.

TEMEL İHTİYAÇLARINI KARŞILAYIN

Bir çocuğun en önemli ihtiyacı; bebeklikten itibaren temel ihtiyaçlarının düzenli ve tutarlı bir şekilde karşılandığı, öngörülebilir ve koşulsuz sevgi sunulan bir ortamdır. Ancak böyle bir ortamda kendisine ve çevreye güvenen, kendine yetebilen, bağımsız ve işlevsel yetişkinler

olarak büyümeleri mümkün olur. Bunun için düzenli fiziksel bakımının yanı sıra sağlıklı ruhsal gelişimini desteklemek adına duyguların ve düşüncelerin özgür ifadesine alan tanımak son derece önemlidir.

ÇOCUĞUNUZA KARŞI AÇIK OLUN

Sırlar ve konuşulamayan konular, aile içerisinde her zaman patoloji yaratma potansiyeline sahiptir. İfade özürlüğünün olmaması, çocuğa bazı duygulardan korunması/korkulması gerektiği mesajını verirken, kendi ve ebeveynleriyle ilgili algıları konusunda şüpheye düşmesine sebep olur. Bu nedenle açık bir iletişim her zaman altın kuraldır.

DUYGU VE DÜŞÜNCELERİNE ÖNEM VERİN

Yaşı kaç olursa olsun bir çocuğun duygu ve düşüncelerine saygı göstermek çok önemlidir. Bunun için iyi bir kulakla dinlemek ve söyleneni ciddiye almak gerekir. Bu, bir çocuk için kim olduğu, duygu ve düşüncelerinin bir değeri olduğu anlamına gelir. Anne ve babalar, elbette

ki çocuklarının söylediklerine tamamen katılmak zorunda değil. Zaten özellikle küçük yaşlarda çoğunlukla da bunlara katılmazlar. Ancak onları anlamaya çalışmak üzere dinlemek, onlara saygı gösterildiğinin bir işaretidir. Bu yolla çocuklar da kendilerine saygı göstermeyi öğrenir. Dinlemeden ve anlamaya çalışmadan eleştirel bir tavırda bulunmak, çocukların özsaygı gelişimini olumsuz yönde etkileyebilir. Çocukların duygularını da kabul edebilmek aynı derecede önemlidir. Öfke, üzüntü, heyecan vb. tüm duyguları ifade edebilmesine alan

tanınmadığı durumlarda çocuklar, duygularını bastırmayı öğrenebilir ki, bu da uzun vadede yetişkin ilişkilerinde çeşitli sorunlara ve sahte bir kimlik gelişimine yol açabilir. Birçok his, anne ve babalara yaşanan anda saçma gelebilir. Ancak hiçbir zaman amaç, onları mantıklı hale getirmek üzere düzeltmeye çalışmak olmamalıdır. Bir çocuğun tıpkı herkes gibi her türlü duyguyu hissetmeye, deneyimlemeye hakkı ve ihtiyacı vardır. Bunların ifadesine izin vermek, davranışa dökülmesini önleyici olurken aynı zamanda sağlıklı bir duygusal deneyim yaşamasını da öğretmek anlamına gelir.

Paylaş

You Might Also Like

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.